hayat,
cam kırıklarıyla dolu bir dondurma,
yedikçe kanatıyor,
bazen az kanatıyor, göz ardı ediyorsun,
acıtıyor ama, tatlı rüyaya dalmaya engel değil,
bazen de büyük bir cam parçası boğazına takılıyor,
yutkunamıyorsun bile,
işte o zaman,
ne denizin tatlı mavisi,
ne ağaçların ferah yeşilliği,
hiçbirşeyi gözü görmez insanın,
yutkunamazken bile, tüm bunların ne önemi var zaten,
elinden birşey gelmez,
içine çöken ağırlığı kaldıracak gücün zaten yok,
çaresiz bekliyor insan, eli kolu bağlı,
acziyetini anlıyor,
ve diyor ki,
ne gereği vardı bütün bunların,
kısacık hayat için değer miydi bunca şeye,
neden elimdeki onca şeyin bilmedim kıymetini,
neden atmadım simidimin yarısını içimdeki martılara,
neden sarılmadım,
neden içime çekmedim, sevdiklerimin güzel kokusunu,
geçen zaman geri gelmez mi,
yine beraber oturamaz mıyız, bakamaz mıyım gözlerinin içine,
akrep ve yelkovan, tersine dönmez mi bir kerecik,
çok mu zor,
sana son bir tebessüm etme şansı yakalamam..
EG-10-05-16